Türkçe

İletişim

Atamızın Çocuklarla Anıları

İzlenme 2054

 

 

Her Çocukta Sonsuzluğa Doğru Uzanma Özlemimiz Vardır

Hasan Rıza Soyak’ın anılarından

Mustafa Kemal Paşa gördüğü her çocuğa özel bir ilgi ve sevgi gösterirdi.

Bir gün İsmet Paşa Kız Enstitüsü'nde çocuk bakımı öğrenimi için ,çocuk bahçesine geldiklerinde

Mustafa Kemal Paşa: Biz niçin çocukları severiz ?

Orada bulunanlar kendilerine göre cevaplar verdikten sonra

Mustafa Kemal Paşa: Çocukları severiz!.. Çünkü çocuk bizim devamımızdır!.. Her çocukta biz, sonsuzluğa doğru uzanıp gitme özlemimizin doyumunu buluruz!..

 

Gelecek Senin Gibi Yavrularındır

Oğuz Selçuk Eröncel’in anılarından

1930 yılının son günleriydi. Bir sabah öğretmenimiz Cumhurbaşkanımızı karşılama töreni için öğrenci seçti. Ben ve yoksul diğer iki arkadaşımı da seçmedi. Seçilmeme sebebimiz fakir olmamız ve üstümüzdeki kıyafetlerin uygun olmamasıydı.

     Yoksul oluşum nedeniyle arkadaşlarımdan ayrılmış olmam onurumu kırmıştı sabaha kadar kuru bir tahtanın üzerinde ağlamıştım. Tek suçum yoksul ve yetim olmamdı.

    Annem eve geldiğinde olayı anlattım ve beraber ağlaştık. Sabah saat 6.00 civarıydı alacakaranlıkta istasyonun yolunu tuttum. Duvar köşelerinden ağaç aralıklarından yürüyordum. İstasyona geldiğimde her yer boştu gelen giden yoktu bekçilerden başka. Bir boş sandık gördüm ve içine saklandım. Burnumu bile çıkarmıyordum içimde yakalanma korkusundan ziyade O’nu (Mustafa Kemal Paşa’yı) görememe korkusu ve endişesi vardı.

   Saat 09.30 da kapılar açıldı ve halk yavaştan geldi. Bir süre sonra da okul arkadaşlarım gelip karşılama için yerlerini aldılar.

     Coşkun gösterilerin arasında Gazi Mustafa Kemal Paşa geldi. Heyecanla kafamı sandıktan kaldırdım ve anında Gazi Paşayla göz göze geldik. Yanıma yaklaştı ve beni okşadı ve sevdi. Sevincimden gözyaşlarımı tutamadım ağladım. Ağladığımı görünce bana:

M.Kemal Paşa : Üzülme çocuğum !.. Halini görüyorum !.. Fakat gelecek yarınlar senin gibi yavrularındır!.. İşte o günlerde her şeyi unutacaksın.. Yeni amaçlar peşinde koşacaksın . . Allaha ısmarladık yavrum !..

 

 

İki Mustafa’nın Öyküsü

Kudret Aksu ve Seyfettin Ünlü’nün Atatürk ve Çocuk adlı kitabından

 

1929 yılının yaz başlangıcıydı. Her günkü gibi sürülerimi almış, otlatmaya çıkmıştım. Dağılan sürülerimi toplayarak Balaban deresine (Yalova) indim. Sığırlarımı otlatarak çiftliğe dönüyordum. İleriden 20 kadar atlı göründü. Aldırmadım yoluma devam ettim. Ama en öndeki atlının bana doğru geldiğini gördüm. Atından inerek çiftliğin yolunu sordu.

Sığırtmaç : Siz yanlış gelmişsiniz , çiftliğin yolu şurasıdır.

Atlı tekrar bana doğru döndü ve adımı sordu.

Sığırtmaç: Mustafa

Atlı : Benim de adım Mustafa demek adaşız .. Sen Gaziyi tanır mısın?

Sığırtmaç Mustafa: Tanırım

Atlı: Onu sever misin?

Sığırtmaç Mustafa: Severim

Atlı: Niçin seversin ?

Sığırtmaç Mustafa: Paşa olduğu için severim

Atlı: Aferin oğlum böyle olmalı .. Peki, sen ne iş yaparsın?

Sığırtmaç Mustafa: İşte bu gördüğün sığırları güderim

Atlı: Ne kadar para alıyorsun?

Sığırtmaç: ayda 3 lira

Atlı: peki söyle bakalım ayda 3 lira senede ne kadar eder ?

Sığırtmaç: 36 lira eder

Atlı: Sana bu kadar para versem ne yaparsın ?

Sığırtmaç: Bu parayı almam ki

Atlı:  Neden almazsın?

Sığırtmaç: 36 lira çok para , ailem nerden aldın diye sorar

Atlı: Aferin oğlum böyle olmalı. Fakat bu parayı yol gösterdiğin için veriyorum sana. Kimse bir şey söyleyemez.

Sığırtmaç: 36 lirayı bir şartla kabul edebilirim. Yolda yemek için getirdiğim bir torba ceviz vardı. Bu cevizleri alırsan ben de dediğin parayı alırım.

Cevizlerimi aldı ve bende parayı aldıktan sonra atına bindi ve;

Atlı: benim de adım Mustafa .. ama benimkinin yanında Kemal de var. Mustafa ve Kemal yan yana gelirse ne olur?

Sığırtmaç : Sen koskoca Gazi Mustafa Kemal Paşasın ..

Birden şimşekler çaktı beynimde bu adam dünyayı dize getiren Mustafa Kemal paşaydı.

M.Kemal Paşa: beni başka bir yerde görsen tanır mısın?

Sığırtmaç: Tanımaz mıyım sen koskoca Gazi Mustafa Kemal paşasın

Ertesi gün iki kişi geldi ve beni alıp kaplıcalara götürdüler. Büyük bir kapıdan geçtik salon çok büyüktü. Ayakta duran bir şahıs bana ;

Hoş geldin beni tanıdın mı?

Sığırtmaç: Sizi daha önce hiç görmedim

Adam: Bir gün önce senden ceviz aldım çiftliğin yolunu sordum

Sığırtmaç: Hayır sizi ilk defa görüyorum, sizi tanımıyorum

Birden büyük salonun perdesi aralandı ve arasından Mustafa Kemal Paşa göründü.

Mustafa Kemal Paşa: Aferin oğlum sandığımdan da dikkatliymişsin benzetmeyi çok kolay fark ettin. Okuma yazma öğrenip meslek sahibi olacaksın Mustafa. . Mustafa seni çiftliğime kahya yapmak istiyorum ne dersin?  ister misin?

Cevap vermedim

M.Kemal Paşa: Kahyalık işi için sana ayda 4 lira versem yeter mi?

Sığırtmaç: Siz bilirsiniz

M.Kemal Paşa: Hayır Mustafa seni kahya yapmayacağım. Seni okula göndermek istiyorum. Okuma yazma öğrenip meslek sahibi olacaksın.

O kadar çok sevinmiştim ki Gazi Paşa bana sarıldı kirli ve yırtık elbiselerimle fotoğraf bile çekildik. Yanında birkaç gün kaldım.

Beni okula yazdırdı hemen .. İlkokula başladım bana ‘’seni orduda subay olarak görmek istiyorum ‘’ dedi.

Bulunduğum toplantılarda bana ‘’Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin gelecekteki genç subayı benim Mustafam ‘’ diye övüyordu.

Ne mutlu Ata’nın çocuğuyum diyebilenlere !..

 

 

Hasta Olacaksın Atatürkçüğüm

Ülkü Adatepe’nin anılarından

Atatürk ile tanışmam ben daha doğmadan önce olmuş. Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım, annemi büyütmüş. Annemin ailesi Boşnak. Selanik’e yerleşmişler.

Annemin annesi ve babası öldüğünde annem 1 yaşındaymış. Dedem de bu kadar küçük bir çocuğa bakamayacağından Zübeyde Hanıma emanet etmiş annemi. Annem de böylelikle o ailenin manevi kızı olmuş.

Atatürk Cumhuriyeti kurduktan sonra annemi Ankara’da evlendiriyor. Babam Gazi Orman Çiftliği'nde istasyon şefi. Ben daha doğmadan önce Atatürk , şöyle demiş ;

Annemin hatırası olan Vasfiye’nin çocuğu ister kız ya da oğlan ; adı Ülkü olsun…

Atatürk beni ilk kez 40 günlük iken görmüş ve seslenmiş ; ‘’Bu kadar küçük müydü? Hiç bu kadar ufak çocuk görmedim ..’’’’

9 aylık olduğumda yine beni ziyarete gelen Atatürk’ün kucağına çıkıp yanağına yanağımı koymuşum. Annem beni kucağından almaya çalışmış ağlamışım. Bu durum Atatürk’ü çok mutlu etmiş. Hiç bu kadar küçük bir çocukla bu kadar yakın olmamış Atatürk de.  Bir buçuk yaşıma kadar hep beni evden aldırıp köşke getirtmiş sevmiş. Bir buçuk yaşımdan sonra ;

Ben artık bu çocuktan ayrılamam! Buraya yerleşin !demiş

Biz de Köşke yerleşmişiz.

Bir gün Atatürk’ü çimlere oturmuş olarak gördüğümde hızlıca yanına gidip ‘’ Hasta olacaksın Atatürkçüğüm !

Atatürk: Bakın Ülkü beni ne çok seviyor .

6 yaşıma kadar onun dizinin dibinde büyüdüm . Sonra bir gün o vefat etti . Atatürkçüğüm yoktu artık L

 

 

 

 

 

 

Yardım et ağam bir kez Atatürk’ü göreyim

Rana Akgül’den  Küçük Dönüş’ün anıları

İsmi Dönüş idi. Zavallı kızcağız sağ olsaydı  da kendine özgü diliyle o anlatsaydı.

Söyle Dönüş , Atatürk’ü nasıl tanıdın ?

Hemen gülümsüyordu.

Annesi ve babası vefat eden Dönüş ninesiyle kalıyordu ve tarlalar ve mallar da  rehinde idi. Kente gidip çalışma kararı aldı 16 yaşında.  Köyün yaşlıları kendi aralarında ‘’Atatürk yoksulları korur , onlara yardımcı olur , öksüzleri sever ‘’diye konuşurken Dönüş bunu duyar ve Atatürk Orman Çiftliği'nin yolunu tutar. Gitmeden önce de ninesinin içi rahat etsin diye ;

İçin rahat etsin nine , şehre gitmeyom gari . Atatürk’ün çiftliğine gideyom , Sen de seversin onu de mi ?ninesi Atatürk’ün adını duyunca razı gelir gitmesine.

Çiftliğin önüne gelen Dönüş nöbetçilerden kurtulup var gücüyle içeriye koşmaya başladı. Ensesinden yakalanan Dönüş başladı ağlamaya bağırmaya. İleride gördüğü beyaz gömlekli adama doğru kendini atıp;

Kuzum Ağa , .. söyle şuna bıraksın beni .. ben hırsız değilim .. ona bir kötülük de etmedim..bilemeyom benden ne istiyor ?

Ağa dediği adam: Sana artık dokunamaz küçük.. tasa etme .. fakat sen nereye gidiyorsun ve kimi istiyorsun ?

Dönüş: Atatürk’ü görmek isterim ağa. Muhtardan işittim o bu çiftlikteymiş. Gizli bir derdim var dizlerine kapanıp ona anlatacağım..

Ağa gülümser , yanındakiler fısıldaşır.

Dönüş: belli ki sözün burada geçiyor ağa. Sen bana bir yardım et de bir kez Atatürk’ü göreyim.

Ağa: Dönüşün saçlarını sevdi ve Sen hiç Atatürk’ü gördün mü tanıyor musun yavrum ?

Dönüş: Ben köyden kente çok inmem ki sadece resimlerini gördüm okulda ve muhtarda. Onu çok sevdiğim için bir tane de resmini buldum aynama koydum.

Ağa şapkasını çıkardı. Dönüş'ün elleri titremeye başladı ve sayıkladı

Sen Sen Sen o sun ..

Elindeki bakracını düşürdü . topladılar ve beraber içindekilerden yediler . Dönüş mutluktan uçar gibi koşarak ninesine gitti. Bütün ihtiyaçlarını da ağam dediği Gazi Mustafa Kemal Atatürk karşıladı.

 

 

 

Sizleri Birer Kıvılcım Gibi Gönderiyoruz

Sadi Irmak’ın anılarından

Avrupa’da eğitim almak için  150 arkadaş başvurmuştu. Son derece sıkı bir eleme sınavı geçirdik. 150 kişi içinden sadece 13 kişi seçilmişti.

Yola çıktığımız gündü. Beni (Sadi Irmak) Berlin Üniversitesi'ne gönderiyorlardı. O zamanlar  Berlin’e tren yolu ile Balkanlardan gidiliyordu.

Trene bineceğim vakit bir telgraf dağıtıcısının Mahmut Sadi diye avaz avaz bağırdığını duydum. Elime bir telgraf tutuşturdu. M.Kemal Atatürk’ün emriyle Milli Eğitim Bakanı tarafından yollanmıştı. İçinde ;

‘’Sizi birer kıvılcım olarak gönderiyoruz. Gür alevler halinde dönmelisiniz. ‘’

Bir Cumhurbaşkanının bir öğrenciyle bu kadar ilgilenmesi beni çok etkilemişti. Hangi derse girsem hangi imtihana girsem kulaklarımda hep bu cümle ve sorumluluk çınlardı.

 

 

 

Seni Doya Doya Öpmek İstiyorum

 Ruşen Eşref Ünaydın anılarından

   Mustafa Kemal Paşa 12 Nisan 1934 akşamı İzmir’de İzmir Palas salonlarında Hakimiyet-i Milliye İlkokulu'nda okuyan çocukların yararına verilen baloyu şereflendirir.

     Öğrencilerde Ali isminde bir çocuk ortaya geldi fakat heyecandan bocaladı konuşamadı. Derken küçük Ali birden kollarını açarak içten gelen bir sesle Mustafa Kemal Paşa’ya

Ali: Senin ismini andıkça , senin resmine baktıkça, seni karşımda görünce damarlarımda bir şeylerin kaynadığını duyuyorum . Ahhhh seni doya doya öpmek istiyorum . diye haykırdı

Mustafa Kemal Paşa: (kollarını açarak) Öyleyse gel.

Ali koştu ve Mustafa Kemal Paşa’nın boynuna atıldı. Diğer çocuklar da durur mu?

‘’Biz de biz de ‘’ diyerek koşuşturup onlar da sarılıp öpmeye başladı.

Vali Kazım (dirik) , yaverler, paşalar herkes ağlamaya başladı.

Gözleri dolan Mustafa Kemal Paşa ağlamamak için dudaklarını ısırdı ve titreyen sesiyle

İşte benim neslim budur… bunlarla biz akranız…

 

 

 

En Büyük Adam ; Öğretmendir

Asaf  İlbay’ın anılarından

Çankaya’da bir ilkokul açılmıştı. Köşkün çevresinde bulunan bu okulu bir gün Atatürk ziyaret eder. Öğretmen tahta başında ders anlatıyordu.

Cumhurbaşkanı sınıfa girer girmez , öğretmen saygı işaretini vermiş ,öğrenciler de ayağa kalkmıştı. Tekrar işareti aldıktan sonra öğrenciler yerine oturmuş ve öğretmen de tahtaya dönerek dersine devam etmişti.

Atatürk ayakta 5-10 dakika dersi dinledikten sonra sınıftan çıkacaktı ki öğretmen tekrar saygı işaretini verdi ve öğrenciler kalktı. Atatürk sınıftan çıkınca öğretmen dersine devam etti. Atatürk sınıftan çıktıktan sonra yanındakilere  ;

Gördünüz mü öğretmeni ? Cumhurbaşkanına önem vermedi ! Öğretmen vatanın en hayırlı elemanı. Onlar vatan çocuklarıyla o kadar kaynaşmışlardır ki , adeta çocuklaşmışlardır. Onların gözünde en sevgili öğrencilerdir. Bu öğretmen eğer dersini bırakıp saygısını göstermek için yanıma gelseydi ve çıkarken beni merdivenlere kadar geçirse idi . .öğrencileri gözünde küçülür, belki prestijini kaybederdi . Öğrenci gözünde en saygılı , En büyük adam öğretmendir !..

 

 

Türk Gençleri hem çalışmasını hem de eğlenmesini bilmelidir

Salih Tektaş’ın anısı

1937 yılının bir Eylül ayı akşamıydı. On arkadaş iki sandala binerek Florya’da deniz gezintisi yapıyorduk.

Neşemiz, sesimiz denizi ve kıyıyı kaplıyordu. Bir aralık Deniz Köşkü'nden bir sandalın bize doğru yaklaştığını fark ettim. Ay ışığında Atatürk’ü tanıyan arkadaşlar hemen sustular. Sandal yanımıza yaklaştı ve sevgi dolu bir sesle ;

‘’Çocuklar neşe ve eğlentiniz çok hoşuma gitti.. aranızda olmayı arzuladım. ‘’

3 sandal mehtaba karşı denize açıldık iyice.

Atatürk: Aferin çocuklar ! Türk gençleri hem çalışmasını hem de eğlenmesini bilmelidir. . yurt sizindir .. çalışın ve eğlenin !

Çocuklar ! ben zaferleri de devrimleri de sizin babalarınızla  ,dayılarınızla , amcalarınızla kısacası tüm yurttaşlarımızla yaptım ! bu sizin hakkınızdır ! ama bakıyorum bana karşı inancınız çok güçlü. Size bir soru soracağım. Yeteneksiz bir ulusun başında bulunsaydım, bu zaferleri kazanıp, devrimleri yapabilir miydim?

Arkadaşım Şadi: Atatürk’üm .. siz yeteneksiz bir ulusun başına gelemezdiniz. .Çünkü yeteneksiz bir ulustan böyle bir lider çıkamazdı ki ..

Atatürk ayağa kalktı ve arkadaşımın elini sıkarak

Atatürk: Bu açıklamanızı bekliyordum dedi

12/11/2019 Gün Ortalama:0  Bugün63 ziyaret var  Sitede 2 Kisi var  IP:3.233.226.151